| | Üretsiz Blog oluştur

Sezen Aksu

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:21. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

   
Tarancı Müzesiulucami
Burası Diyarbakır...
Cuma, 03 Haziran 2005 - (21:50)
Sezen Aksu
Sanatçı
 

Ben, yirmi sekiz yıldır sivil hareketlerin dışında, her türlü siyasi görüş ve tavıra eşit mesafede durmaya çalışan Egeli Sezen, Diyarbakır’ın orta yerinde nasıl oluyor da bütün şarkıları yüz binlerle bir ağızdan söylüyorum.


 

 
Uçsuz, bucaksız bir alanın içinde yüz binlerce kişiydik.

Şarkı söyleyen kadın bendim.

Normalde olmayan bir şey oluyordu sahnede. Şarkı söylerken hiçbir şey düşünmek mümkün değildir. Oysa ben hem şarkı söylüyor hem düşünüyordum. Bir meditasyon anı gibi... düşünceler ben çağırmadan geliyordu.

Olağanüstü güvenlik önlemleri, polisler, tanklar, silahlar, telsiz konuşmaları, son derece gergin ve telaşlı görevliler, korumalar, onlarca gazeteci, kameraman...

Neredeyse hepsinin yüzünde, her an tatsız bir olay çıkabileceği endişesi...

Ve bu kadar sert bir gerçekliğin ortasında rengarenk giysileriyle ruhlarından, bedenlerinden hayatiyet fışkıran; çoluk, çocuk, genç, yaşlı bir daha aklımdan çıkması mümkün olmayan insan denizi.

Ben, yirmi sekiz yıldır sivil hareketlerin dışında, her türlü siyasi görüş ve tavıra eşit mesafede durmaya çalışan Egeli Sezen, Diyarbakır’ın orta yerinde nasıl oluyor da bütün şarkıları yüz binlerle bir ağızdan söylüyorum.

Kelimeler de ben çağırmadan geliyorlar. “Bu hüzünlü dünya macerasında hala parçalanmaya direniyorsak, bunun bir tek sebebi olmalı: Ortak duygu, ortak akıl.”

O kadar düşünmeden konuşuyorum ki, zaten unutuyorum ne dediğimi. Ta ki, Müjde ile Meral hatırlatıncaya kadar. Düşle gerçek arasındaki o bulanık çizgide seyreden herkes gibi besbelli iyice karışmışım.

Havaalanındaki karşılama curcunasından net olarak aklımda kalan tek şey, kara üzüm taneleri gibi iki çift göz... onlar hiç gitmiyor gözümün önünden. Dallı, güllü bayramlık elbiseleriyle kendi boyları kadar bir çiçek buketini elime tutuşturan iki kız çocuğu.

Öyle durup bakışıyoruz bir süre. Sonra refleks olarak eğilip öptüğümü hatırlıyorum.

Kimbilir onlar bu anı ilerde nasıl hatırlarlar.

Ben kendini başkasının yerine koyma ve anlama üzerine binlerce kez kurduğum cümlelerin anlamıyla tanışıyorum. Ete kemiğe bürünmüşler karşımda duruyorlar. İliklerime kadar hissediyorum.

Hangi şarkıydı unuttum...Korumalarla göz göze geldik. İçimdeki ses “burada bulunan hiç kimse bu kutlamanın zedelenmesine izin vermeyecek” dedi. Haklı çıktım. Elimi tutmak için itişip kakışan genç çocuklara uzandım sahneden. Engel olmadılar.

Derken dönüş yolundayız. Milim milim ilerliyor minibüs. Dudaklarını, ellerini cama yapıştıran çocuklara yetişmeye çalışıyorum. Hayatın normal akışı içinde ölçüsü kaçmış bir hezeyan hali gibi, neredeyse rahatsızlık verecek kadar taşkın bir durum.

Ama burası Diyarbakır...

Görünenin arkası, sahnede yediğim ayazdan daha yakıcı...

96 yılıydı. Çok acı çektiğimiz günlerden biriydi. Kardeşimle, fizik üstüne bir şeylerden söz ediyorduk. Kara delik dediğimiz, enerjilerini tükettikten sonra kendi kütlelerinin çekim gücüyle kendi üstlerine çöken ve herşeyi yutan büyük yıldızlardan.

Acı o kadar yoğun ve keskindi ki, biraz da umursamazca sordum, “hiç ümit yok yani...”

“Var” dedi kardeşim, “olay ufku”. Bir fizik terimi...” Sonra anlattı.”Kara deliğin, ışığın çıkmasına izin verdiği öyle bir uzaklık noktası var ki, oradan bakınca yeniden ışığı, gelmiş geçmiş bütün zamanları, yani sonsuz bütünü görebilirsin.”

İhtiyaçtan doğan bir sohbetti ve o sırada bana iyi geldi. “Ne kadar uzak olursa olsun, ümit ümittir,” diye düşündüm muhtemelen.

Ben Diyarbakır’da şunu gördüm. Oradaki bütün insanlar çok şey öğrenmişler. Olağanüstü bir iç disiplin ve siyasi bilinci hergün biraz daha geliştirerek ağırbaşlılıkla bekliyorlar.

Herkesin beklediğini...

Biraz ilgi, biraz sevgi, biraz adalet...

Ben bunları niye yazdım?

İçimden öyle geldi.

İşte hepsi bu...
 

0 yorum.

Fıkra (Dişçi)

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:18. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

Diyarbakırnın biri diş doktorına gitmiş. Doktor adami muayene etmiş ve dişinin çekilmesi gerektiğini söylemiş. Bu arada nereli olduğuni sormuş, adam da gögsıni gere gere ‘Diyarbakırliyam’ deyince, dişçi,

‘Diyarbakırlılar cesur olur, acıya dayanıklı olur, gel senin dişini uyuşturmadan, iğnesiz çekeyim’ demiş.

Bizim Diyarbakırlı bu iltifatlar karşısında mayışmış ve ‘Peki toxtor beg, nasıl bilisense ele yap’ demiş.

Doktor adamın dişine asılmış, aksilik bu ya diş kırılmış, kökü içeride kalmış. Dişçinin elinde aletler, habire Diyarbakırlının ağzının içinde çalışıyormuş. Adamın canı çıkıyor ama kök bir türlü çıkmıyormuş. Sonunda adam dayanamıp doktora,’Eeee, babam! Diyarbakırliyığ dedığsa, içindenığ demedığ ya! demiş.

0 yorum.

Fıkra (Bekçi Ebdo)

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:16. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

Bekçi Ebdo sokakta giderken tanıdık bir kızla karşilaşmış, Kıza demişki:

-Kız çırte gene nereye gidisen

Kız birtakım pozlar taxınaraktan

-Kurban almağa gidiyem sahanne! Deyince, Ebdo ağzının şorıgi

axa axa

-Kız ben sahan kurban olayım gel getme! Demiş

Kız hemen lafi yapıştırmiş

-Eyi ama, senın boynızların yoxtır

Ebdo içini çeke çeke

_Merak etme kızım, senen evlenırsem iki günde boynızlarım çıxar. Demiş


 

0 yorum.

Oğlum Ehsan

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:14. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

Oğlum Ehsan!

Ana heyran nasılsan?

Ne haldasan?

Biz seni aramasah sormasah

Sen bizi ne arisan ne de sorisan

Sen ne hersiz bir evlatmişsan

Bemırad olmiyasan

Hahın kızinan gezisen dolaşisan

Edemisen anan mektup yazasan?

Heç Allah’tan korhmisan bizi merahta bırahisan?

Dünegın diyazan oğli Hüsen gelmişti Ankara’dan

Getmişem sağlık haberin ondan almişam

Seni belediye otobozunda görmiş bir kıznan

Sözlüm diye bahsetmişsen o kızdan

Bir de yüzüg tahmişsan barmağan

Niye oğlum sen anasız kalmişsan

Sensahan evlenmağa kalmişsan?

Hüsen’e dedim ki;

ÒHüsen! Hele birezim kızi anlat’

Dedi ki;

ÒNe anlatayım diyaza, ay parçasi bemırad’

Gülende güller açi

Ağliyanda incinen mercan saçi

Bele güzel ne görülmiş ne duyulmiş

Hak teala öz nurundan yaratmiş.

Ehsan!

Niye sen hırıf olmişsan

Böyüklerden danışmadan evlenmağa kahmişsan

Kardaşından da mi ibret almisan?

Getti bir tango kız getirdi

Ne kendisi rehet etti

Ne de bizi rehet ettirdi

Kız da kız olaydi üregim yanmazdi

Ele zaif ele zaifti ki

Ayni Çırtik Eso’ya benzidi

Çırpi gibi bacaği

Emin ağanın ayaği gibi ayaği

Çamaşır tokaci gibi elleri vardi

Ne ağlidi ağliyasan

Ne gülidi gülesen

Ne konuşmağımızi begenidi

Ne bişirdiğımızi yeyidi

Zıkkımın köküni yiyeydi

Hırçikli meftüneyi ağzına koymidi

Kibekudura kaşığıni degdirmidi

Pencegoşt kebabından hanımın meğdesi bulanidi

Herbişede kusur bulidi

Herbişeye yengi yengi adlar tahidi;

Ben deyidim babakanuç

O deyidi Òpatlican ezmesi’

Ben deyidim lebeni

O deyidi Òyoğurt çorbasi’

Ben deyidim hılorik aşi

O deyidi Òekşili İzmir köftesi’

Yoh! Carut degil faraşmiş

Küçe degil sokahmiş

Bellüe degil oluhmiş

Hebene degil destiymiş

Havuca pırçikli demah ayıpmiş

Ben bele konuşiyam diye benden utanimiş

Niye kendi yaptığından utanmidi

Gün evle olidi yatahtan kahidi

Ne hevşi süpüridi ne ayah yoluna su dökidi

Benim elimden çaput

Onun elinden roman düşmidi

Gezmağa gidende de en öge o düşidi

Birgün baban tükenden geldi

Sakosi çininde içeri girdi

Hanımın kızi yerinden bile teprenmedi

Baban çoh ağırına getti

Bırahsam, alimallah saçıni pırçigini yolacahti.

Ben ne şanssız bir kariymişam anam!

Kaynananların zalım zamanında gelin olmişam

Gelinlerin zalım zamanında da kaynana olmişam

Kime ne etmişem ki bulmişam.

Ehsan! Sen sen olasan

Akli başında bir kız alasan

İster Diyarbakırli olsun

İstersen yedi yabancidan olsun

Yeter ki helal süt emmiş bir kız olsun

İstiyem ki sonradan pişman olmiyasan

Kari kısmi ayakkabi degil ki sıhtimi çıharasan atasan

Namusumdur diyecahsan

Ömribillah çekecahsan.

Ehsan! Biliyem eyisen hoşsan

Herşeye çabuh kızisan

Kızanda da alalo gibi kabarisan

Oğlum! Asebi erkegin kahri çoh olur

Kahır çeken kari zor bulunur

Onun için kariların hamuri sabırnan yoğrulmuştur.

Onlar hanımdır

Onlar hatundur

Onlar sultandır

Onların mekanı cennetdır

Onlar ışıhtır

Onlar nurdur

Onlar yüce Allah’ın erkeklere bir lütfudur.


0 yorum.

Vişş Kele

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:13. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

Çalgıci Piro’nın oğli sinemada çalışidi

Kübbe patlatan sesini cümle alem tanidi

Afiş taxtasi belınde

Büyük bir xuni elınde

Filmin adi dilinde

Şeheri dolaşidi

Her küçenİn başİnda velvele koparidi.

‘Bugün seet ikide

Nilgün Sinimasında

Yılavuz karilara

Üki film birden

Biri, ‘Abdo’nın mezari Urfa’ya karşi’

Öbüri, ‘Mezerımi daştan oyın’

Gelende koynıza mendil koyın

Uşaxlarizida evde koyın

Dendık mendık getırmeyın

Bışe mışe dımdıklemeyİn

Gazoz parasi eksik etmeyin’ deyidi

Mİlleti azdıridi

Yemeğıni pişiren, ortalıği döşüren

Kağıp yollara düşidi

Toya gidimiş gibi sinemaya gididi

Seet ikiyi vurmişti vakİt tamam olmişti

Sinemanİn içersi tıxlım tıxlım dolmişti

Parça gestermax bitmiş

Birinci film oynidi

Abdo atİna binmiş dıgıdıg dıgıdıg gididi

Tam kızi kaçırırken sırtından vurılidi

Abdo’nun filimleri ağlamaxli  olidi

Seyreden xanımlarına çiğerleri sİzlidi

Filme ara verildi, savoğ gazozlar içildi

Oğlannan kız hakkında sohbetlere geçildi

Xınne Batman’ın kızi yalavuzluxtan patladi

Etrafa göz gezdİrİp tanıdıx birini aradi

Sağına dönmağinan, fıkara dondi kaldi

Bir ‘Vuuşşş Kele!’ çektiki duyanlar acep kaldi

Dedi ki: Xece Ana!

Sendemi uydın şeytana

Ne işin var anam sinemalarda

Fatiha mi oxiyacaxsan Abdo’nİn mezarına

Heci Ana utanmiş, kİzarİp bozarmişti

Ne diyeyim kurban, ne diyeyim

Yer yarİlmiki içine gireyim

Ayağım kırılaydi keşke heç gelmeyeydim

Ha bu gelinler yoxmi, ha bu gelinler

Allah’ın adaletine geleler

‘Hazreti Ömer’in Adalati’ dediler

Kandırıp Abdo’nun filmine getırdiler

Beni imandan ettiler

Ne edeyim, heyran ne edeyim

Çocıx degıller kulağlarıni çekeyım

Yaşıtım degıller çekiş edeyim

Dilim varmiki kocalarına diyeyim.

0 yorum.

Vah Malamınê

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:12. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

Yalvariyam sahan kardaş üstüme gelme

Bahtan düşmişem derdimi deşme

Elin ayağın öpmişem beni söyletme

Ben yarsız kalmişam

Ben diyarsiz kalmişam

Ben Diyarbekirsiz kalmişam, vah lımın babo vah!

Evleri yıhmişlar eyvan etmişler

Koskoca hanlari külhan etmişler

İçini dışıni viran etmişler

Sehepsiz görmişler, vah malamıne!

Küçeyi açmişlar cade etmişler

Bağlari sökmişler bina dikmişler

Paraya şöhrete kurban etmişler

Kurbani olayım, vah malamıne!

Ne Azizler ne Anzele demişler

Kastallardan ahan sulari da kesmişler

Hemravat Suyu’ni haram etmişler

Susuz da koymişlar, vah malamıne!

Küpeli, Balıhli, Dıngılava

Çardahli Hemami da olmiş berhava

Ne eski neşe kalmiş ne eski hava

Keyfini de kaçırmişlar, vah malamıne!

Yıldızın ne ögi kalmiş ne de arhasi

Uşahlar bulami tek top sahasi

Beden dibi desen gecekondi yuvasi

Tarihine de kıymişlar, vah malamıne!

Çay ögünde hülleleri sel almiş

Hevseldeki degirmani yel almiş

Cin Ali’de bahça mahça kalmamiş

Çıharisiz da koymişlar, vah malamıne!

Ne Ali Paşali kalmiş ne Arbedaşli

Ne Çuhurmahleli var ne Hançepekli

Diyarbakırlilar orada barmahnan sayıli

Yalavuz da koymişlar, vah malamıne!

Yalvariyam sahan kardaş üstüme gelme!

Bahtan düşmişem derdimi deşme!

Elin ayağın öpmişem beni söyletme!

Ben utaniyam

Ben arlaniyam

Ben nasıl Diyarbakırliyam ki

Memleketime sehep çıhmamişam.

0 yorum.

Hesen

Tarih 21 Mayıs 2007, 11:11. Yazan QpK.  
Etiket: diyarbekir

Güle Hatun güngörmiş muhterem bir kadındi

Bir gün nasıl oldisa torununa çox kızdi

Oni ögüne aldi nesihata başladi.

Dedi ki:

Hesen: Sen ne biçim Diyarbekirlisen?

Ne bir türki sölisen

Ne de halay çekisen

Xr görmiyesen!

Çişi gelen oğlanın konserine gidisen

ÒOynama şıkıdım şıkıdım’ edisen

Niye halay tepip toz etmisen?

Sen ne xefif bir herifsen

Utanmisan kızlara ağız egisen?

ÒO kız beni görsün

Bahan kazah örsün’ deyisen

Niye anan sölemisen?

Anan söle

Kıçıni kırsın evinde otursun

Kazaği da sahan özi örsün.

Anan dedim aklıma geldi

Zeten seni bu hala anan getirdi

Seni elime vereydi

Erkek evlat nasıl yetiştirilirmiş göreydi.

Eyiki rahmetli deden seni bele görmedi

Seni bele görseydi bir yanına inme inerdi

Yazıx ki! Hesen Paşa’nın torunisan

Yazıx ki! O dedenin adını taşisan

Hesen...!

Sen sen olasan, aklın başan topliyasan.

Bazı gençler türemiş, onlara uymiyasan

Onlara uyarsan sen de keşmer olırsan

Onlar modadır deyiler

Xırçikli pantor giyiler

Yorgan yüzünden göynek diktiriler

Acayip acayip laflar ediler

Gözlerini süziler

Ağızlarıni büziler

ÒAman! Ayol’ deyiler

Karilardan çox dedikodi ediler

Vidasi gevşemiş gibi de yolda gidiler.

Oğlum!

Ay doğuşundan erkek gidişinden bellidir

Deden yolda gidende

Yer titridi ayağının dibinde

Setre pantur geyidi

İpek göynegi rüzgarda fırfır edidi.

Konuşanda sankime gök gürlidi

Adı gibi Hesso erkekti

Bir gün olsun beni ne kırdi ne de incitti

Şimdiki yeni türemeler

ÒMaço erkegıx’ deyiler karilara eziyet ediler

Erkeklığın da içine ettiler

Oğlum!

Erkeklığ ne yatağta ne de dayağtadır

Erkeklığ kari kıymeti bilmağtadır

Erkeklığ namusinan para kazanmağtadır.

Hesen!

Nenem demedi demiyesen

Ne ot gibi yerden bitmişsen

Ne de taşın deliginden gelmişsen

Sen halis muhlis Diyarbekirlisen

Dünyanın öbür ucuna da getsen

Aslın inkar etmiyesen

Oguyup porofosor da olsan

Kazanıp kalantor da olsan

Nefsen uyup geçmişin unutmiyasan

Geçmişini bilen haddini de bilir

Aslını inkar eden haramzadedir.

Hesen!

Baban başini seversen

Avukat İhsan Biçici bege gidesen

 Ne kadar hoş sölemiş bir bilsen



"Bu şehir Diyarbekir,
Zemini kayalıktır, iklimi serttir,
İnsanları cesurdur, merttir, erkektir,
Kötü tanıtmış o da felektir,
Feleğin çarkını bozanlardanız"
         

                                             

0 yorum.